Genellikle ebeveynlerimiz “benim oğlum ve/veya kızım oyuncağını hiç
kırmaz diyerek öğünürler... Veya çocuk oyuncağı ile oynamak istediği
zaman “kırmadan-bozmadan oyna” diyerek uyarırlar...
Halbuki çocuklarımız oyuncaklarını bir şeyi merak ettikleri için kurcalayıp bozarlar; ya da döküp kırarlar...
Çocuklarımızın meraklarını tatmin etmek için oyuncaklarını kırıp bozmaları kötü bir şey değildir. Böylece onların önüne oyuncaklarını keşfetmek fırsatı ve onları tamir etmeye çalışmak gibi beyinlerini çalıştırmaya yönelten imkan çıkmaktadır.Onların bu çabaları; kişisel gelişimleri için oyuncakları ile oynamalarından daha faydalı olacaktır.
Bilinmeyeni aramayı engellemek konusunda, halk arasında kullanılan bir söz de … “ŞİMDİ İCAT ÇIKARMANIN SIRASI DEĞİL” şeklindedir. Yeni bir fikir yada durum beyan edildiği zaman bu yeniliğe karşı çıkmak için kullanılır; yani alışılmışın, bilinenin dışında bir şey yapılması doğru değil anlamında… Bu cümlenin teşvik edici bir ifadeye yerini bırakması gerekir. “AH! OLAĞANÜSTÜ, AFERİN!..” diyerek yapanın cesaretlendirilmesi; hatta ödüllendirilmesi daha yapıcı olur.
Günümüz dünyasında biliyoruz ki; AR-GE yatırımları ile know-how (bilgi birikimi) edinen ülkeler; bu şekilde dünya ekonomisindeki en büyük payı almaktadırlar... Bu nedenle çocuklarımızın, aile içinde yada eğitim kurumlarında ilk eğitimi alırken merak etmenin hiç bir şekilde kötü bir şey olmadığı duygusuna kapılmalıdırlar... Dahası, ileri ki eğitim dönemlerinde mühendislik fakültelerinde okuyan her öğrenciden proje geliştirmesi ve buluş yapması istenmelidir. Yani gençlerimizin beynini bu yönde geliştirmeleri ve buluş yapma konusunda kafa yormaları sağlanmalı ve düşünce-hayal bazında da olsa bir buluş kültürü yaratılmalıdır.
Her insan doğuştan yaratıcı zekaya sahiptir. Yaratıcı zekanın kullanımının teşvik edilmesi geleceğimize yapılacak en önemli yatırımlardandır.
Dünyada tekniğin bilinen durumunu aşan yeni bir şey keşfedildiği zaman, yapılana BULUŞ denilmektedir. Buluşlar; buluş sahibi kişi adına Patent adı altında bir belge ile 20 yıl korunmaktadır.
Buluşa konu ürünün üretimini genelde buluşu yapan kişi yada kurum yapmamaktadır. Buluşuna konu ürünün; üretimini yapacak kişi veya kurumlara; LİSANS ANTLAŞMASI yoluyla izin vererek, lisans ücreti (Royalty) almaktadır.
Günümüzde Dünya ekonomisinden en çok gelir payı alan ve çevresini kirletmeyen, doğal kaynaklarını asgari seviyede tüketen, vatandaşlarına refah sağlayan ülkeler BULUŞ yapan ülkelerdir.
Yukarıda sıralamaya çalıştığım konular, insana, onun eğitilmesine yapılacak uzun soluklu ama bu günden başlayacak olan YATIRIMLAR gerektirmektedir…
Bu gün Dünya ekonomisinden aldığımız gelir payımızı artırmak için ne yapabiliriz? Bu sorunun temel yanıtı, kısa vade için “MARKA-MARKALAR YARATARAK” şeklinde olacaktır...
AB sürecinde olan ülkemizdeki mal ve hizmet üreticileri, artık standartlaşmanın ve “MARKA YARATMA”nın önemini biliyorlar. Ve Dünya ekonomisi ile entegre olmuş durumdalar. Onların Ülke veya Dünya çapında yaratacakları markalardan, markaya konu ürün veya hizmet satışından elde edecekleri kazançlar, MARKALARINI LİSANS YOLU ile kullandırmaları halinde çok daha bereketli olacaktır.
Türkiye yada Dünya çapında tanınmış bir marka olmanın değeri, işletmenin sahip olduğu değerden çok daha fazla olabilmektedir.
Ünlü bir marka; tek bir ürün ve/veya ürünler için, tek bir hizmet ve/veya hizmetler için belli bir süreliğine tek bir kişi ve/veya kişilere LİSANS ANTLAŞMASI yaparak belli bir bedelle kolaylıkla devredilebilir. Franchise sözleşmesi yapılarak artı gelirler sağlanabilir.
Artık günümüzde lisans antlaşması yoluyla bir çok ürün veya hizmetin üretim ve satışı gerçekleştirilmektedir. Lisans antlaşması bedellerinin transferi ve muhasebeleştirilmesi konuları, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlerin de gündemine girmiş bulunmaktadır.
Bol buluşlu; bol markalı ürünlere sahip Türkiye dileğiyle…
Hayriye Davarcı
Marka ve Patent Vekili
0-312-440 95 01 – 02- 03
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır