|
Vergi kanunlarında prensip olarak 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra defterlerin muhafaza ve ibraz sorumluluğu sona ermekte, vergi incelemesi yapılamamaktadır. Ancak bu prensibin istisnaları da bulunmaktadır. Zamanaşımı süresi geçmiş olsa bile böyle durumlarda defter ve belgelerin incelemeye talep edilmesi halinde mükellef tarafından ibraz edilmesi gerekmektedir.
Yapılacak inceleme ise sadece konunun tespitine yönelik olacak ve konu ile sınırlı olacaktır. Mükelleflerin mağdur olmamak için bu konuya dikkat etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde cezai yükümlülükle karşılaşabileceklerdir. Bu istisnaların başlıcaları aşağıda açıklanmıştır.
A) Geçmiş Yıl Zararları:
Geçmiş yıllarla ilgili zararların, mahsup edildiği bir durumda söz konusu zararın doğru olup olmadığının vergi inceleme elemanı tarafından araştırılması muhtemeldir. Zararın doğduğu yıl bakımından zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile bu yılla ilgili defter ve belgeler üzerinden zararın doğru olup olmadığı araştırılabilir. Zira zarar mahsup edildiği yıla ilişkin bir matrah unsurudur ve tevsik edilmesi gerekir.
Geçmiş yıllarla ilgili zararlar mahsup edildiğinde, zararın doğduğu yıl bakımından zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile, beş yıllık muhafaza süresi bu zararın mahsup edildiği yılı izleyen yıldan başlar. Bu defter ve belgelerin Vergi Usul Kanunu hükümlerine istinaden zamanaşımına uğradığı, dolayısıyla muhafaza sorumluluğunun ortadan kalkmış olduğu, bu nedenle inceleme elemanına ibraz edilemeyeceği ileri sürülemez. Yargı kararları da bu yöndedir. Konu ile ilgili bir yargı kararı aşağıdaki gibidir. (1)
“İncelenen dosya münderecatından, yükümlünün 1967 işlemlerinin incelenmesi sırasında, beyannamede gösterdiği 388.209 TL. 1963 yılı zararının gerçeğe uyup uymadığı yönünden incelenmesi nedeniyle zarar mahsubu kabul edilmeyerek tarhiyat yapıldığı anlaşılmaktadır.
Vergi Usul Kanununun 114, 138, 252 ve 256’ncı maddeleri gözönüne alındığında, 1969’da girişilen vergi incelemesi üzerine 1963 yılının vergilendirilmesi ve 1963 yılı vergilemesi için o yıla ilişkin defter ve belgelerin istenmesi zamanaşımı nedeniyle mümkün değilse de, 1967 yılı hesaplarının incelenmesi sırasında inceleme elemanınca, 1963 yılında gelen zararın kabul edilmemesi üzerine sözü geçen zararın defter ve belgelerle tevsiki ve kanuniliğinin ortaya konması Vergi Usul Kanununun 227’nci Ticaret Kanununun 68’inci maddesi icabı, 1967 yılı için henüz devlete karşı vergi borçlusu durumunda bulunan mükellefe düşer. Bu nedenle temyiz komisyonu kararının bozulmasına oyçokluğu ile karar verildi.”
Örneğin 2007 yılında yapılan incelemede mükellefin 2002 yılı kazancının 50.000 YTL olduğu bu kazancından 1998 yılı zararı olan 10.000 YTL’nin mahsup edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda inceleme elemanı geçmiş yıl zararı ile ilgili olarak mükellefin 1998 yılı defter ve belgelerini incelemeye talep edebilecektir. İnceleme sonucunda 1998 yılının karlı olduğu tespit edildiğinde 10.000 YTL zarar mahsubu işlemi iptal edilecektir.
Örnekte tarh zamanaşımına uğramış olması nedeniyle 1998 yılı ile ilgili inceleme sadece zararın doğruluğu ile ilgili olacak olup, kar tespitine rağmen ilgili yıl için ayrıca cezalı tarhiyat yapılamayacaktır. Mükellef tarafından 1998 yılı defter ve belgeleri incelemeye ibraz edilmemesi halinde ise geçmiş yıl zararı reddedilecek ancak Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmayacaktır.
B) Amortisman Giderleri:
Bilindiği üzere işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranma, aşınma veya kıymetten düşmeye maruz bulunan iktisadi kıymetler amortisman ayırma yoluyla faydalı ömür esasında yıllara yayılı olarak giderleştirilebilmektedir. Geçmiş yıl zararlarında olduğu gibi bir gider unsuru olarak amortismanların da gider yazıldığı yılda tevsiki gerekir. Bunun için de amortisman konusu sabit kıymetin iktisap bedelinin bilinmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle amortismana tabi kıymetin iktisabı ile ilgili belgeler ve önceki yıllarda ayrılmış aşınma payı kayıtları bakımından beş yıllık muhafaza süresi kıymetin tamamen itfa edildiği yılı izleyen takvim yılı başından başlar.
C) Yatırım İndirimi:
8.4.2006 tarihli ve 26133 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5479 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununun “yatırım indirimi”ne ilişkin 19’uncu maddesi yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanuna eklenen geçici 69‘uncu madde ile kaldırılan yatırım indirimi istisnasına ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmiştir. İlgili geçiş hükümleri ile yatırım indirimi uygulaması, 1.1.2006 tarihinden itibaren vergi sistemimizden kaldırılmıştır. Ancak mükelleflerin geçici 69’uncu maddede açıklanan hallerdeki yatırım indirimi istisnası tutarlarını 2006, 2007 ve 2008 yılında kazançlarından indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Yatırım indirimi istisnası da neticede bir giderin indirimidir. Burada harcamanın indirilemeyen kısmı bir sonraki yılda endekslenerek matrahtan indirimi yapılmaktadır. Yatırım indirimi konusu harcamalar ile ilgili belgeler ve önceki yıllarda indirimi yapılmış yatırım indirimi kayıtları bakımından beş yıllık muhafaza süresi yatırım indirimine tabi harcamaların kurum kazancından tamamen düşüldüğü yılı izleyen takvim yılı başından başlayacaktır. Yatırım indirimi ile ilgili şartların ihlal edilmiş olması halinde ise zamanaşımı bu şartların ihlal edildiği yılı takip eden yıldan itibaren başlayacaktır.
D) Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşleri:
Bilindiği üzere yıllara sari inşaat ve onarma işleri, mahiyeti gereği özel bir vergileme rejimine tabi tutulmuş ve söz konusu işlerin kapsamı ile kazancın tespiti ve beyanına ilişkin esaslar, GVK.’nun 42-44’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Yapılan düzenlemelerle bu neviden işlerde kar-zararın ancak işin bitim yılında tespit edilebilmesi nedeniyle, vergileme de bir bakıma bu süreye kadar tehir edilmiş olmaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, yıllara sari inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay işin bittiği yılda doğmakta ve zamanaşımı da izleyen yıldan başlamaktadır. Bu kapsamda 1995 yılında başlayan bir inşaat işinin 2005 yılında bitirilmiş olması halinde, tarh zamanaşımı normal olarak 2006 yılında başlayacak ve 31.12.2010 tarihinde bitecektir. Bu durumda örneğin 1995 yılına ilişkin defter ve belgelerin de 31.12.2010 tarihine kadar muhafaza edilerek gerektiğinde ibraz edilmesi şarttır. 1995 yılına ilişkin defter ve belgelerin muhafaza ve ibraz mükellefiyeti 5 yıl değil 15 yıl olmuştur.
E) Kurumların Tasfiyesi:
Kurumlarda tasfiye, başladığı takvim yılında bittiği takdirde zamanaşımı süresi ertesi takvim yılından başlayarak beşinci yılın sonunda dolmuş olur. Buna göre, tasfiye başladığı takvim yılında bittiği takdirde zamanaşımı bakımından özellik yoktur.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 17-ç maddesine göre tasfiyenin bir yıldan fazla sürmesi halinde, tarh zamanaşımı tasfiyenin son bulduğu dönemi takip eden yılın başından başlar. Tasfiye birden fazla dönemde gerçekleştirildiğinde, bütün dönemlere ait zamanaşımı, tasfiyenin sonuçlandığı yılı izleyen takvim yılı başından başlar ve beşinci yıl sonunda dolar. Örneğin, 12.09.1996 tarihinde tasfiyeye giren bir kurumda, tasfiye 05.05.2002 tarihinde sonuçlanmış ise, tarh zamanaşımı 01.01.2003 tarihinde başlar ve 31.12.2007 tarihinde dolar. 31.12.2007 tarihine kadar 12.09.1996-05.05.2002 tarihleri arasındaki tasfiye dönemleri için tarhiyat yapılabilir.
F) Kurum Stopajında Zamanaşımı:
Kurumların Gelir Vergisi Kanununun 94/6’ncı maddesi uyarınca ödedikleri stopajlarda zamanaşımı stopajın yapıldığı dönemi takip eden yıldan itibaren başlamaktadır. Örneğin Kartal A.Ş’nin 2005 yılı kazancı üzerinden 2006 yılı Nisan ayında kurum stopajı yapılmıştır. Bu takdirde zamanaşımı süresi 01.01.2007 yılında başlayacak 31.12.2011 yılında bitecektir. 2005 yılı defter ve belgeleri 2011 yılı sonuna kadar incelenebilecektir. Vergi idaresinin görüşü böyledir.
Ancak kurumların Gelir Vergisi Kanununun 94/6’ncı maddesi uyarınca ödedikleri stopajlarda zamanaşımının başlangıcı konusunda vergi idaresi ve Danıştay farklı görüşlere sahiptir. Danıştayın görüşüne göre üzerinden vergi kesintisi yapılan kazanç hangi takvim yılına ait ise vergi alacağının o takvim yılında doğduğunu kabul etmek gerekmektedir. Örneğimizde Danıştaya göre vergi alacağı 2005 takvim yılında doğmaktadır. Danıştay vergi alacağının 2005 yılında doğduğu, zamanaşımının 01.01.2006 tarihinde başlayacağı ve vergi alacağının 2010 yılının sonunda zamanaşımına uğrayacağı görüşündedir.
Memiş KÜRK
Vergi Denetmeni
Favori olarak ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 3260
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.4 |